Öyle bir takım düşünün ki, tribünlerdeki taraftarlarıyla birlikte maça asılmasın, rakip takım yensin diye elinden gelen her şeyi yapsın ama o işi bile başaramasın karşı takım.

Üstelik hakemlerle birlikte!

68 Yeni Aksarayspor-Sakaryaspor maçı da işte aynen böyle geçmiş. Geçmiş diyorum çünkü gitmedim. Gitmedim çünkü her deplasmana giden biri olarak, ben de o şevki, arzuyu, heyecanı içimde yitirttiler. 

Dua etsinler ben o maçı izlemedim, yoksa çok kötü sallardım yine ama izlemeye giden Spor Servisimizdeki Ömer Sarıca ve Levent Hamzaoğlu, beni aratmadılar sağ olsunlar. Onlardan aldım tüm notları. Hatta yetmedi, Aksaray’daki bazı meslektaşlarımızı da aradım sordum. Hepsi aynı şeyi söyledi. “Size kıyak yaptık ama yenemediniz…”

Maça geze geze giden, hatta tarihlerinde belki ilk defa Tuz Gölü’nü bile gören Sakaryaspor taraftarları, Aksaray’da da aynı yakınlığı görerek çıkmıştı tribünlere. Galibiyet olmasa da 1 puana o kadar inanmışlardı ki…

Ne güzel, Berat Ali’nin golüyle 1-0 öne geçmişiz, korusana bu skoru. Ya da bitirsene maçı berabere.  

Yahu bir takım sadece ve sadece 45 dakika, hem de rakip takım hiç oynamazken,  adeta “Hayır kardeşim. Biz ligde kalma heyecanını son maça bırakmak istiyoruz” diyerek (!), 1-0 yenilgiden nasıl 2-1 mağlup olur?  Olamaz böyle bir şey ya, asla yediremem bunu.

Goller de nasıl biliyor musunuz?

Birinde adam ceza sahası dışından karambolde iş olsun diye vurmuş, o topu almışız içeri(!)

İkinci gol ise 35 metreden iş olsun diye vurulan top, süzüle süzüle havadan Hüseyin’in elleri arasına gelmiş. Ne baskı var, ne faul, ne de güneş(!) ama gelin görün ki o top da gol olmuş. Daha doğrusu Hüseyin almış içeri(!)

82.dakikadaki bu golle de pisi pisine yeniliyoruz.

Be Hüseyin, ne diyeyim sana? O golü nasıl yersin?

Peki ya diğer futbolcularımıza ne demeli?

Oynamayan, size kıyak yapan (!) bir takıma bile böyle yenilecekseniz, Hacettepespor’u nasıl yeneceksiniz ya da berabere kalacaksınız? Bu takımı bu ruhla mı, bu inançla ve hırsla mı ligde bırakacaksınız?

Al 1 puanı gel, bizlere de kendinize de 1 hafta kahır çektirmeyin, uykusuz bırakmayın.

 

KURTULUŞ BİR SEMT!

 

Hani “Kurtuluş bu şehrin çocuklarında” idi? Kurtuluşmuş! Benim bildiğim Kurtuluş, bir semt-mahalle veya bir ad, isim.

Herkes anlamaz onu. Hele hele şuanki Sakaryasporlu futbolcuların bazıları ise asla.

Şuraya bakar mısınız ki, 18 takımlı ligde, Elazığ Belediyespor ve Ünyespor takımları, iyi ki haftalar öncesinde düştü. Yoksa Sakaryaspor’u hiç kimse kurtaramazmış.

Hazır yeri gelmişken söyleyeyim.

Bu gruba da torpilli düştük ha.

Kocaelispor ile aynı gruba vermeyen TFF, 1.Grup’ da bilerek yollamadı. Bu da böyle biline. İyi ki de bu grupta olmuşuz. Yoksa, cacık grubunda bile düşmeme mücadelesi veren Sakaryaspor, şeytanların ve kurtların olduğu Doğu grubunda paramparça olur ve haftalar önce düşerdi.

 

15.SIRA BİLE BAŞARIDIR!

 

Sezon başında “Bu takım ligi 15.sırada bitirsin başarılı olur” demiştim, yine aynı şeyi söylüyorum.

Tepkim, hatır gönüle maça asılmayan bir takıma, böylesine ruhsuz ve düşüncesiz futbol sonrası yenilmek. Kim ne derse desin ben yediremiyorum bunları. Kanı yeşil siyah akan hiçbir Sakaryalı ve Sakaryasporlu da yediremez, yedirmemeli.

Bu arada, hiç kimse para veya yönetime falan sığınmasın ha. Grubumuzda ki takımların hepsi aynı, hatta bizden beter. Bakın Çıksalın’a ve diğer rakiplere de görün. Hepsi parasız, hepsi sahipsiz, amatör ruhla yapıyorlar bu işi.

Köy takımı olan lider Düzyurtspor takımının başkanı ve yöneticileri eğer ki Kamyoncular Kooperatifinin başkanı ve yönetimi ise, o takım da şampiyonluğa oynuyor ise, bu işin bir ruh meselesi olduğunu hepiniz görürsünüz.

İşte ben de olmayan o ruha kızıyorum, öfkeliyim. Bu iş bu kadar basit işte.

Biz neler gördük… Ne inancımızı gömdük, ne de yolumuzdan döndük” diyor ya taraftarlar, siz futbolcular önce gidin onların gönlünü alın, sonra da ben ve benim gibi küskünlerin.

Öyle ya, onlar kadar ve benim kadar düşünseydiniz bu takımı, bu hale getirmez, en azından Aksaray’dan puan ile dönerdiniz.

Benim hesabım ise bitmedi, bitmeyecek. O iş başka bu iş başka! Dedim ya, kimin kimden, ne şekilde beslendiğini, hem de nerelerde nasıl bu işi becerdiklerini tek tek anlatacağım sizlere! Kim mi onlar? Uzaklara gitmeyin. Tam burnunuzun dibinde, Sakaryasporun içinde…

Acele etmiyorum. Hele ligde kalalım da, elbet bir gün gelir, keserim o hesabı...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sakarya54 5 yıl önce

takımın bu hale gelmesinin tek sorumlusu, teknik adamlıkla uzaktan yakından akalası olmaya murat özkan'dır. yanlış oyuncu seçimi, yanlış ve zamansız oyuncu değişiklikleri takımı buralara sürüklemiştir. alınan galibiyetlerin bir çoğunda rakip takımlar bize resmen yatmıştır. (nilüferspor, sancaktepe) galibiyetlerde teknik bir başarı yoktur. esas rakiplerimize karşı bir tane galibiyetimiz yok.(ünye maçı berabere, çıksalın maçı berabere, balçova maçı berabere, aksaray maçı mağlup) antrenörlük deneyi

Avatar
serafettin 5 yıl önce

Ya sen neyin pesindesin hasan gokdemir haftalardir takip ediyorum futbolculara sallamalar falan. Fanatik gazetesi yazari degilsin sonucta adama derler yani seni kim gazeteci yapti maci izlemeden sallaiyosun birak sen bu isi biran once. Kurtulmus oluruz sendende