Neredeyse son bir aydan beri Trabzonspor'un ve A Milli Futbol Takımımızın önemli orta saha oyuncusu olan Yusuf Yazıcı (1997)'nın, Fransa’nın LOSC Lille kulübüne transferi konusundaki pazarlıklar ile ilgili çıkan haberlere şahit oluyoruz. LOSC Lille kulübü, Yusuf Yazıcı için Trabzonspor kulübüne son olarak, 17 milyon Euro peşin + Newcastle United ile anlaşan Edgar'ın bonservis bedelinin yüzde 50'si + sonraki satışından yüzde 15 pay teklifinde bulundu. Tam olarak sayamadım ama LOSC Lille kulübü Yusuf’u transfer etme adına en az beşinci kez bonservisinde fiyat artışına gitti. Bilindiği gibi LOSC Lille kulübü gelecek vadeden genç yetenekleri bulup sonraki yıllarda da yüksek bonservis ücretleri ile satarak, kulüp gelirinin büyük birçoğunu bu şekilde sağlayan bir politika yürütmekte. Hatta hatırlanacağı gibi TFF 1. Lig'de İstanbulspor forması giyen Türk oyuncumuz Mehmet Zeki Çelik'i de geçen yıl sadece 2,5 milyon €'a transfer etmişlerdi. Mehmet Zeki Çelik'in piyasa değeri sadece bir yıl içerisinde yaklaşık 22 kat artarak 800 bin €'dan 17,5 milyon €'a yükseldi. Ülkemizdeki birçok kulübümüzün scoutları (yetenek avcıları!) bu genç futbolcumuzu göremezken, ülkemizden yaklaşık 3500 km uzaktaki Fransa'nın bir kulübünün scoutları bu oyuncuyu uzun süre izleyip transfer edebiliyorlar. Ne kadar ilginç ve ilginç olduğu kadar da üzücü değil mi?

LOSC Lille Kulübünün transfer politikasının ne kadar doğru ve ne kadar başarılı olduğunu oyuncu transferleri ve bu oyuncuların birkaç yıl sonra satışları sonrasındaki kâr oranını gördüğümüzde daha iyi anlayacağımızı düşünüyorum. Bu yaz döneminde gerçekleşen futbolcu transferleri (52,1 milyon €) ve satışlarına (150 milyon €) baktığımızda, toplamda yaklaşık olarak 100 milyon € kâr elde ettiklerini görüyoruz. Sadece bu yaz dönemindeki futbolcu satışları ve o futbolculardan elde ettikleri kârlar şu şekilde; Nicolas Pépé (1995, Fildişi Sahili- 2017 yılında 10 milyon €’a transfer edilip, 2019 yılında Arsenal’e 80 milyon €’a satıldı), Rafael Alexandre da Conceição Leão (1999, Portekiz- 2018 yılında bedelsiz olarak transfer edilip, 2019 yılında AC Milan’a 30 milyon €’a satıldı), Thiago Henrique Mendes Ribeiro (1992, Brezilya- 2017 yılında 9 milyon €’a transfer edilip, 2019 yılında Olimpik Lyon’a 22 milyon €’a satıldı),  Anwar El-Ghazi (1995, Hollanda- 2017 yılında 7 milyon €’a transfer edilip, 2019 yılında Aston Villa’ya 2 milyon € kira + 9 milyon €’a satış olmak üzere toplam 11 milyon € gelir elde edildi), Youssouf Koné (1995, Mali- 2013 yılında bedelsiz olarak transfer edilip, 2019 yılında Olimpik Lyon’a 9 milyon €’a satıldı).

LOSC Lille kulübünün bu aşamaya kolay gelmediğini görüyoruz. Bu transfer politikalarındaki başarılarını sağlayan en temel unsurun, kulüp felsefelerini belirledikten sonra o anlayışa sadık kalmalarıyla sağlandığını düşünüyorum. Çünkü Fransa Ligue 1’de geçen sezonu (2018-2019), Paris SG’nin arkasında ikinci bitirerek büyük bir başarı elde eden LOSC Lille takımı, hemen hemen aynı futbolcu kadrosuyla bir önceki sezonu (2017-2018) 17. sırada tamamlayıp sadece ve sadece 1 puan ile kümede kalabilmişti. Hemen hemen aynı genç kadrosuyla bir yıl sonra hem Şampiyonlar Ligi’ne katılmayı başardılar hem de bir sezon içerisinde sadece transferlerden 100 milyon € kâr elde ettiler. Ama aynı LOSC Lille kulübü, Yusuf Yazıcı’ya vereceği parada ise çok hassas pazarlıklar yapıyor. Muhtemeldir ki Yusuf Yazıcı’yı birkaç yıl sonra satacaklarını planlıyorlar ve alış-satış ücreti arasında zarar etmeme adına ince hesaplamalar yapıyorlar. Bizim kulüplerimiz ise bırakın genç futbolcu araştırmayı, kendi altyapılarındakilerin bile kıymetini bilemiyorlar.

Özetle söyleyecek olursak, Sakaryaspor olarak bizim de bir kulüp felsefemiz olmalı. Bu da öz kaynaklarımıza yani altyapımıza dönerek oyuncu yetiştirmek, genç yetenekleri transfer etmek ve aynı zamanda da bu oyuncuların gelişimlerini sağlayarak onlara değer katmak olmalıdır. Bu sayede de bu futbolcuları başka kulüplere satarak, kulübümüzün gelir kaleminde önemli bir yer tutması sağlanmalıdır. Bizim şehir olarak bunu başaracağımıza inancım tam. Yeter ki kulüp olarak; tüketen anlayış değil, üreten anlayışı benimseyelim.  

Bir kulüp eğer altyapıdan yetenekli oyuncular yetiştireceğim, scout sistemi sayesinde yetenekli oyuncular bulacağım ve bu oyuncuların gelişimini sağlayıp kulüp ekonomisini döndüreceğim şeklinde bir felsefeye sahip olursa, hedeflediklerine er geç ulaşacağı kesindir. Bunun en önemli örnekleri olarak; LOSC Lille (Fransa), SL Benfica (Portekiz), Monaco (Fransa), Ajax (Hollanda) ve Porto (Portekiz) gibi kulüpleri verebiliriz. Sakaryaspor olarak bizim bu kulüplerden ve bu kulüpleri yönetenlerden ne eksiğimiz olabilir ki? Biz de bu kulüplerin yaptığı gibi kendi ekonomimizi kendi iç dinamiklerimizden sağlayabiliriz. Yeter ki bunu isteyelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.