Esat, Şaban, Soner ve Hakan
Hakan Şükür’ün babası Selmet Şükür orta sahada oynardı. Zaten bütün futbol hayatı da o yuvarlağın içinde geçti! Bir gün bana geldi, “Bende bir oğlan var, futbola çok meraklı” dedi. O zaman Yıldırımspor’da oynuyordu zaten Hakan. Ertesi gün babasıyla birlikte geldiler. Şöyle bir baktım karşıdan Hakan’a, fizik süper, deve gibi! “Tamam” dedim, gelsin... Geldi. Önce sağ kanatta denedim, hani fizik iyi, hızlıdır, takımı ileri taşır diye. Yok, olmadı. Sonra liberoya çektim, rakibe havadan top bırakmaz diye, olmadı. Yerinde duruyor, top bekliyordu, otobüs bekler gibi! En nihayetinde bir de santrfor deneyelim dedik. Oğlum Esat sağ açık, Şaban Yıldırım sol açık o zamanlar bizim takımda. Bir de Soner var, savunma oyuncumuz ama deve gibi! İdman bitiyor, sesleniyorum: “Esat, Şaban, Soner, Hakan, bir de kaleci kalsın bakalım...” Esat sağdan, Şaban soldan ortalıyor; Soner ile Hakan kafa topuna çıkıyor. Soner, Hakan’a vuruyor da vuruyor. Hakan bazen isyan ediyordu, “Soner yapma ama ya...” Hemen devreye giriyordum, “Ne sızlanıyorsun. Bak, senin boyun ondan uzun. Sen de çık, onu devir...” 3.5-4 sene böyle çalıştık biz hep beraber. Sonra işte Hakan Şükür doğdu! Tıpkı Gündüz Kılıç gibi oldu.