04.04.2018, 12:42

BASKETBOLDA KÖTÜ ÇARPILDIK 86 – 95

Anlaşılmaz bir nedenle çok kötü başladığımızİstanbul BBSK maçında üçüncü çeyrekte silkelenip uyandık ve son çeyrekte de resmen savaştık ama yetmedi.

Çeyrekler “11-22” “17-27” “25-25” “ 33-21” ve maç skoru “86-95”

Bu sezon Trabzon deplasmanından sonra aldığımız ikinci doksanlı mağlubiyet.

Metecan ve Fall’un olmamasının takımı etkileyeceği muhakkak ama maça bu kadar isteksiz ve vurdumduymaz başlamanın nedenini anlamış değilim.

İlk yarıda basketbol adına hiçbir oyuncunun hiçbir şey yapmadığı maçta basketbol dışında hakeme itiraz konusunda oldukça başarılıydık ve koç Selçuk Ernak yine teknik faul alma alışkanlığını devam ettirdi.

Can’ın havada arkasını dönerek potaya fırlattığı top için 3 atışlık faul isteyip bunu bir de hiçbir benzerliği olmayan Clobucar’ın pozisyonu ile örneklemek tam anlamıyla ilk yarıda basketbol oksijensizliğinin beyinde yarattığı etkiydi.

Hakem Clobucar’a çaldığı 3 atışlıkfaulde ve Can’a hiçbir şey çalmadığında haklıydı.

Savunmada isteksiz, dikkatsiz, hücumda topun paylaşılmadığı, çeşitliliğin olmadığı, pas trafiğinin iş çıkış saatinde köprünün görüntüsüne benzediği, zorlama şutlarla sayı bulmaya çalıştığımız ilk yarıyı benchin topluca hakeme çullanarak tribünleri germe dansı ile 28-49 bitirdik.

İkinci yarıda biraz uyandık ama sadece savunmada… Ben bizim takımı bu kadar top paylaşımından uzak hücum ettiğini hiç görmedim.

Ön sahada top en fazla 3 oyuncumuzun “o da zaman zaman” eline değerek 2023 basketbolundan örnekler vermeye çalıştık.

Son çeyrekte 4 kısa 1 uzunla  savunmanın dozunu arttırıp dörtten baskıya başlayınca, İstanbul BBSK takımının sahasından top çıkarırken bölgesel lig takımı taklidini yapmada oldukça başarılı olması maça renk getirdi!

Biz de onların bu jestine karşılık topu alan pas vermeden rakip potaya saldırsın ya atarız ya da hakemlerefaul çaldırırız taktiğine döndük. Tribünlerde de kazanın ateşi iyice harlanınca kaynayan basketbol buhar olup uçtu; ortaya kaosu andıran ama henüz tanımlanamayanmuhtemelen survıvor modeli tamamen mücadeleye dayalı bir oyun türü çıktı.

Teknik seviyesi olmayan heyecan zevki yüksek son çeyrektetribünlerin verdiği bioenerji ile fark yirmilerden altıya kadar inmişti ki maç boyunca tek üçlüğü olan Clobucar o saniyelerde ikinci üçlüğü atınca büyük para alması muhtemelken son ayakta yatan at yarışı hastalarının yaşadığı kahredici çaresizlik yaşandı.

Haftanın en az asist yapan oyuncu “4” sayısına sahip olan ve toplamda en düşük asist “11” yapan takımı olduğumuz maçı 86-95 kaybettik. Bu asist işini nedense pek sevmiyoruz biz; Lopez yine “0” sıfır asist ile istikrarını koruyor.

Kötü başladığımız maçı kurtaramadık bu tamam ama takımın son çeyrekteki mücadele gücü ve hırsı umarım futbol takımına örnek olur.

Her iki takımda damaçta Zejko’dan alıntılar vardı…

İyi ki gelmiş bu muhteşem adam; bugüne kadar öğrendiğimiz ve yarınlarda daha öğreneceğimizo kadar çok şey var ki.

 

Yorumlar (2)
Metin Kısa 8 yıl önce
Hafta ortası gelmiş basket maçı yorumu yapıyorsunuz.Insanlar yenilgiyi unuttu bile.Benim bildiğim o gece oturursunuz evdeki çalışma masanıza ve kağıda döker ertesi günde yayınlanır
Levent Hamzaoğlu 8 yıl önce
diğerleri yorumlarını pazartesi ve salı yaptığı için bana çarşamba günü kalıyor.