Mourinho gelse ne yazar
Hep aynı senaryo. Sakaryaspora hoca dayanmıyor. Gelen gidiyor. Birazdan Başkan da giderse kimse şaşırmasın. Aynı senaryoyu izlekten gına geldi hepimize. Hoca göreve gelmeden önce veya gelir gelmez basın toplantısı düzenler sonra bir güzel güven verir. Biz bir aileyiz der, gençlerle yola çıkıyoruz. Transfer yapamıyoruz ama gücümüzü biliyoruz der. Bir iki maçta yenilince çareyi şehirde kaynak aramakta bulur. Takıma sahip çıkılması için yardım çağrısı yapılmasını ister, takıma destek çıkın der, takıma sahip çıkılsın ister, şehir takıma sahip çıksın çağrı yapar, yol önerir. Tamam hepsi iyi niyetli çabalar. Bunda bir sakınca yok ama onun görevi bu değil ki. Hoş olmayan hocanın teknik adamlıktan yönetim kurulu üyeliğine soyunması. Hoca kendi görevinin yapılmasını nasıl istemiyorsa yönetim kurulu üyesi de kendi görevinin yapılmasını o ölçüde istemez. Bir de bu şehir zaten bütün bu çağrılara aşina. Hepsini bilinen şeyler. Hepsi gerçek. Bu takıma şehrin destek vermediği de ayrıca bilinen gerçek. Acı ama gerçek. Bu takıma niçin destek verilmediği de bilinen başka bir acı gerçek.
***
Hep aynı şeylerin yaşandığı Sakaryasporda konunun belli, rollerin ise değişik olduğunu izlemekte başka bir gerçek. Senaryo gereği transfer yasağı olan bir takımın hocası üst üste gelen yenilgiler karşısında sallanan koltuğundan düşmemek için mücadele eder ve sonunu Allaha havale ederek Titanik filmindeki gibi kollarını açarak bekler. Senaryonun finalinde ise teknik adamın acı sonu vardır. Hakkında yapılan eleştirilerin dozu arttıkça sinirleri harap olan hoca yapılan baskılara daha fazla dayanamayız veeee, eee, vee mutsuz son. Hoca görevden ayrılır. İstifa mekanizması harekete geçer. Sakaryasporun artık sayılmakta zorlanılan Başkan isimlerine, bir başka takip edilme zorluğu yaşanan teknik adamlar listesine yeni bir isim daha eklenir. Senaryoyu takip edenler Görkemli, Beratlı, Salihli, Cüneytli, Şabanlı kadroyla küme düşen Yılmaz Vural isminden sonra listeyle yeni ilave olan Murat Bölükbaşı ismi de tarihin tozlu raflarındaki yerini almasını heyecanla takip eder. Senaryonun sonuna doğru Sakaryaspor Yönetiminin boşalan teknik adamın koltuğuna yeni birini oturması vardır. Hocanın gitmesinin kesinleşeceği son maçta tribünleri teknik adam akınına uğrayan Sakaryasporda senaryo yeniden başa sarılır. Yeni hoca gelir, bilinen sahneler yaşanır veee, eee, ceee dendikten sonra -SON- yazar.
****
A 2 takımından gelen oyuncularla ve kadroda kalan bir iki tecrübeli oyuncularıyla ayakta durmaya çalışan Sakaryaspora Mourinho gelse ne yazar. Asla ve asla oyuncularımızı küçümsemek değil amacım. Bu takımın gücü ortada. Bu genç arkadaşlar elinden geleni yapıyor. Edindikleri tecrübeyle fayda sağlamak için mücadele ettiklerine biz şahidiz. Bir anlamda takımın kapasitesi biliyor ve takdir ediyoruz. Fakaaat hoca arayanlara da işte adres diyoruz. İşte hoca İsmail Öz. İşte onun yardımcılığını fevkalade yapabilecek Murat Balaban. İşte hoca Tamer İlaçan. Madem güvendiniz Alt yapıda görev verdiniz bu görevi de veriniz. Bu takımın oyuncularını onlardan daha iyi tanıyan var mı? Madem altyapıdan kadro kuruyorsunuz takımın başına altyapı hocasını getirmekten daha doğal ne olabilir ki. Barcelonadan ayrılan Guardiola Sakaryaspora gelse 6 ayını oyuncularını tanımak için harcar. Daha tecrübeli isim diyenlere İşte Hikmet Sevim. Sakaryada hoca biter mi? Hani Allah korusun ama takım küme düşerse de bari varlığı ile yokluğu belli olmayan çuval dolusu parasını çöpe atılmaz. Düşecekse de bari altyapı hocasının nezaretinde düşer. Zaten ondan sonra hangi hoca gelirse gelsin fark etmez. Ruhuna elbette bir Fatiha okur.