Coşkun’dere esareti, Silivri felaketinin ertesi...

Yönetimin cesaretinden ziyade artık mecburiyetti.

“Dere geçilirken At değiştirilmez” denilirdi.

İşte değişti…

At’ı alan, Üsküdar’ı geçti.

Tesadüf bu ya, rakip orijinal Anadolu Üsküdar!

Maç öncesi çöküntü yaşayan takımda önemli eksikler var.

Bir kaptan Levent Demiray…

Bir de cezalı olan Taraftar…

*

Nahoş olan görüntü, boş kalan koltuklar…

Atatürk Stadyumu, Perili Köşk misali…

Tribünler sessiz, sahanın içi sesli!

Bağıran bağırana yani…

En çok sesi çıkansa dublör kullanmayan yeni teknik adamdı.

*

Esami listesi elime geçtiğinde A Planı, ilk 11’de fazla bir değişiklik beklemek hayalperestlik olurdu.  

Benim gözüm yedek kulübesindeki isimleri taradı.

Ne de olsa oyunun gidişatı, B Planı…

Geçen hafta solakların istilasındaydı

Bu defa durum farklı, her mevki’de birer yedek vardı.

*

Hafta içinde futbolculara sağlanan psikolojik destek, şehre verilen 220 volt elektrik sanki…

Haftalardır yürüyen takım, ‘yürüyen merdiven’ gibi harekete geçti.

İstek, azim, hırslı ve hızlı oyun…

Beraberinde telaş ve panik getirdi.

Rakip takımda ‘bir mukabele’ dedi, aynı şekilde karşılık verdi.

Az pozisyonlu, bol hatalı oyun bundan ortaya çıktı.

*

Amellere niyetlere göre elbette…

Takımda en geriden pas yapma niyeti vardı, ama…

Pas yapma niyetinin bile pas tuttuğu bir takımda bunu yapmak kolay olmadı.

Oyun kurmak, pozisyon yaratmak bireysel beceri gerektiren oyuncu gerekliliğini ortaya çıkardı.

Umudumuz, Umut Pusat’tı…

O da birebir adam markajında kaldı.

Boşa çıkarak sıyrılıp top alamayınca sıyırıp kendi arkadaşlarının ayağından aldı.

“Siz kaptıramazsınız, ben kaptırırım” hesabı çoğunu rakibe bıraktı.

Uzatma dakikalarında çok net pozisyondaki şutu gol olmalıydı, penaltı oldu.

Geçen sezon attığı 11 golün 9’u penaltı…

Doğal olan atışı Umut’un kullanmasıydı.

3 haftadır sakat, 15 dakikadır oyunda olan A.Kadir kullandı.

Allah’tan gol oldu, yoksa koca sezon heba olurdu!

*

Umut’un dışında Özgür’de özgür değildi.

Rakip 6 numara onunla adam adama...

Eski model markaj sistemi orta sahayı Mert Sarı’ya bıraktı.

O bunun farkına varsaydı, şov yapardı!

*

En geriden pas yapmak Burak Bekâroğlu için olağan, partneri İbrahim Kıymaz için imkânsız!

Aynı Burak rakibin tek forvetini önce markajıyla bitirdi, sonra kulübeye gönderdi.

O forvet saha içinde alan değiştirseydi, etkisini gösterirdi.

Ne o uyandı, ne de antrenörü…

*

Benzer sıkıntı bizim Gökhan Yazıcı için de geçerliydi.

Kendisine ısrarla atılan yüksek hava toplarında 2 uzun ve etkili stoper arasında sıkışıp kaldı.

Ofansif anlamda etkisiz kalması bundandı.

Belki oyundan daha önce çıkması gerekirdi ama rakibin kullandığı bol miktarda korner ve serbest atışlarda öne çıkan uzun boylu stoperleri markajda aynı Gökhan Yazıcı vardı.

*

45 dakika boyunca sahada olamayan Buğrahan 46’da çıkmalıydı, Hamza girmeliydi.

Bir de baktık hoca da aynı fikirdeydi, değişiklik gerçekleşti!

Şaşırdık…

Eskisiyle hiç aynı fikirde olamamıştık!

Tek sıkıntı Burak Göksel sola, Hamza sağa alınmalıydı.

Bu eksik kalmasaydı, kötü oyuna rağmen olumlu skorun tabelaya yansıması 90+5’lere kalmazdı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adalım 5 yıl önce

ayvalık maçından sonra niye yazmıyon futbol uleması sakarya sporu karıştıran mikser