Şampiyon takımın antrenörü olması tercih sebebi oldu.

Kulüp teknik direktörü olarak işe başladı.

Bahçıvanlığa soyundu!

Elinde orak, belinde bıçak…

Doğraya doğraya bir hâl oldu.

Şunları yollayın, bunları kollayın…

Kurbanları, Sakarya’nın çocukları…

Kör makasla kesti, canımızı acıttı.

*

Sezon açıldı, çalışmalar start aldı.

Maç kazanamıyordu, hatalar yapıyordu ama…

Allah’ı var, takım koşuyordu.

4. Hafta takke düştü, kel göründü. 

Analiz arızası, taktik hatası nedeniyle gelen Ankara Demir faciasını Hamza Gezmiş’in üzerine  yıktı, kendini sıyırdı.

Erzurum galibiyeti geldi, günlerden arefeydi.

Haliyle bayramı gördü, şehri bitirdi.

*

Rakip olmayan 8. ligde kendine rakipler üretti.

Kötü skorların sebebi olarak hep futbolcuları adres gösterdi.

Kabahati futbolculara yüklerken vinç gibiydi.

Galibiyet sonrası başarıyı yudumlarken futbolcuların payını kaşıkla verdi.

Takımda papaz futbolcu modelleri olsaydı, bay Ercümend çoktan giderdi.

Ya da adresi doğru söylerdi.

Bitti.

Yılmaz Vural gibi 2 haftada giderdi.

Demek ki, Sakaryaspor’da futbolcu efendi.

Şimdi “aramızda kalsın” diyerek birisine söylediği “Aykut, topçu değil” muhabbeti, terbiyesizlik ifadesi.

Topçu değil tabi ki, futbolcu…

Teknik adama sormasalar bile ‘Adam’ olana sormazlar mı; “Madem topçu değildi haftalarca niye oynattın peki?”…

Ki, Aykut’un oynadığı maçlar takımın ard arda kazanarak puan farkını açtığı haftalardı.

Ki, takımın kaybettiği bay Ercümend’in şehri rezil ettiği son Silivri maçında Aykut evdeydi

Saha kenarında dublör kullanan hoca efendi kulübedeydi.

Hoca mağduru koca Sakarya, Silivri’nin sivri dilli taraftarının maskarası ilan edildi.

Maçın son bölümünde gelen tezahürat İrlandalılar için sorun olmayabilirde bize derinden etkiledi.

Bu tezahürat bir ilkti, sebebi hoca efendi.

“Ne olur gitmeyin, biraz tarak geçelim!”…

Başkana haber saldım; “hocayı Silivrililer’e bırakın, istediklerini onunla yapsınlar” dedim.

Dinletemedim!

Ayrıca…

Aykut futbolcu mu değil mi zaman gösterir de…

Kendisinin hoca olmadığı ortada…

Sezon başından beri öylesine garip şeyler yaptı ki…

Kamera şakası gibi!

Gösterseydi, el sallardık bari…

Devre arası yaptıkları daha da ileri gitti.

Bildiğin eşek şakası!

Güven ile Sedat’ı sezon başı kendi çalıştırdığı takımından kendi aldı, oynatamadı, postaladı!

Devre arası Gökhan Şen’i getirdi, son “hazır değil, kendi bilir” muhabbeti.

İlk yarıda maç oynamayan oyuncunun hazır olmaması sürpriz miydi?

Değildi…

Bize göre tabiî ki…

Bay Ercümend, yaşayarak öğrendi!

*

Sol kanada üst üste oyuncu transfer edildi.

Hepsi solak, Canberk Milli…

Tek suçu ‘bizim çocuk’ olması belki…

Oynattığı Aykut futbolcu değilse kafasında hiç düşünmediği Canberk hentbol’cü demek ki!...

*

8-10 puan farkla lider bitirilmesi gereken ilk yarının hesap özeti, 8 yeni transferdi.

Fatura yine şehrin hesabına kesildi.

Anestezi uzmanı, Felsefeci…

THE ErcümEND işin sadece KDV’si…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim çeçel 5 yıl önce

Sayın çerlik Gökhan şen hem hemşiresi hemde karagumrukten eski talebesi buda onun sakaryaspora en büyük kazıgıdır saygılarımla.

Avatar
Sakaryaspor 5 yıl önce

metin abi, tek sorumları the ercümend mi?

Avatar
Özcan akın 5 yıl önce

Bizim çocuklara yapılan muameleden bahseden tek kişisin sayın Çerlik kalemine sağlık !!

Avatar
adalım 5 yıl önce

ooooooo futbol uleması yazmışsın yine ama şunu söylim futboldan başka her şeyi bildiğine eminim takipteyim seni bakalım bundan sonra ne yazacan