YETER ARTIK PÜREN?
Haftalardır diyorum ki, Sakaryaspor teknik direktörü ya inadından vazgeçip 4-1-4-1 oynatmamalı ya da defolup gitmeli?
O inadından vazgeçmiyor ben de aleyhinde yazmaktan.
Dedim ki hep, Sakaryasporun şuan ki kadrosu 4-1-4-1’e göre yani tek ön liberolu 5’li orta saha oynayacak kaliteye sahip değil…
Futbolcuların hepsi, rakip yarı alanda baskı kurmak adına ileri bir çıkıyor, geri gelen kimse yok. Sonrada her rakip, ama iç sahada ama dış sahada 3’lü defansımızla hatta bazen ikili defansımızla karşı karşıya kalıyor. Becerikli ayaklar bize gol olup yağarken beceriksizler sayesinde de ya o maçı kazanıyoruz ya da berabere kalıyoruz. Kazandığımız maçlar da ya tesadüf veya şans ya da bireysel yeteneklerle oluyor. Mesela bazen Mendy, bazen Özegoviç bazen de Burak Çoban falan sahneye çıkıyor da onlar sayesinde puanlar topluyoruz İlker efendiyle değil. Bazen de kalecimiz Szumski sayesinde ki bana göre Gökhan İn başkanlığında yapılan en iyi 2 transferden biri o diğeri de Aabid. Ben bunu söylerken de İlker hoca gibi masal anlatmam ha, gerçekleri araştırarak yazarım. Nasıl mı?
BALONU 3 HAFTA SONRA PATLADI!
Ne zaman gelmiş bu İlker bey? Ligin 23.haftasında. Peki o haftadan bu haftaya kadar ne yapmış Sakaryaspor hiç baktınız mı? İlk maçında Diyarbakır’da Amedspor ile 2-2 berabere kalmış. Sonra burada Çorumsporu 2-1 yenmişiz. 24.haftada Urfaspooru rakip sahada 1-0 yenerek süper bir başlangıç yapmışız yani 3 maçta 7 puan! Ardından ise gerileme dönemine girmişiz. Burada Ankaragücü ile 2-2 berabere kalmışız, ardından Ümraniyespor ile rakip sahada oynadığımız maçtan 0-0’lık beraberlikle ayrılmışız. Sonra kendi sahamızda Karagümrükspor’a 3-1, rakip sahada da İstanbulspor’a 3-0 yenilmişiz. 29.haftada ise yine burada Bandırmaspor ile 2-2 berabere kalırken, 30.haftada eksi 21 puanlı Malatyasporu 5-0 yenmişiz! Bu maçtan sonra ise lider Kocaelispor ile karşılaşıyoruz ve rakip sahada ezile ezile 3-1 yeniliyoruz ki, maç bitene kadar “ İNŞALLAH BU MAÇ 4-1 BİTMEZ DE PLAKALARINI YAZMAZLAR, İYİCE REZİL OLMAYIZ” diye dualar ettim. Çok şükür korktuğum başımıza gelmedi. Öyle ya biz onlara plakaları da yazdırdık, hatta bir maçta kendi kalelerine attıkları golle o maçı 4-1 değil de 5-1 kazanmamızı sağlatmışlardı. Evet evet aynen öyle ama İlker efendi bu maçın Fenerbahçe-Galatasaray maçından farkı olmadığını, kendine göre sıradan bir maçmış gibi, tamamen demotive bir şekilde çıktı sahaya. Ekrandan gördük, çaresiz ve teslimiyetçi bir şekilde izledi sadece! Sonuç da kaçınılmazdı! Ben olsam o maçtan sonra hemen kovardım. Hatta şimdi bile kovarım. Ve İlker Püren’li son maçımızda da burada ligden düşen (!) Adanaspor karşısında 2-1’lik galibiyeti yine öle öle alabildik!
GİTMESİ İÇİN BİR SEBEP DAHA?
İlker Püren bu takımı aldığında Sakaryaspor 30 puanla 16.sıradaymış, bugün ise düşme hattının 5 puan önünde 42 puanla 15.sırada. Bir başka tabirle onunla 10 maça çıkmışız ve bu 10 maçta 3 galibiyet, 4 beraberlik, 3 de yenilgi almışız. Yani 13 puan. Attığımız 16 gole karşılık 17 gol yemişiz. Yani 4-1-4-1 bize daha fazla gol attırmamış aksine daha çok gol yedirmiş. Kayıp puan ise 17? Özellikle iç sahada ki Ankaragücü ve Bandırmaspor beraberliğinin yanı sıra Karagümrükspor yenilgisinden kaçan 7 puanı da alsak şu an 42 değil 49 puanımız olacaktı ve ligde de 15 değil 7.sırada olacaktık. Ya da onun ağzıyla konuşayım. Maç başına 2 puan ortalamasını çok başarılı bulan Püren, 10 maçta 20 puan yerine sadece 13 puan toplamış. Hani nerde kalan 7 puan? Bu da onun başarısız olduğunun en canlı örneğidir.
Dolayısıyla Sakaryasporun şuan ki başarısızlığının tek nedeni İlker Püren’dir. Oynattığı futbol, sistem ve futbolcu tercihleridir. Hatta yaptığı oyuncu değişiklikleriyle o değişikliklerinin ne zaman ve maç kaç kaç iken yaptığıdır ki tüm bunlar onun hanesinde hep eksi olarak yazılı.
Yahu yine çıkardığın ilk 11ile çık sahaya tamam kabul de 4-1-4-1 değil 4-2-3-1 oynat ne kaybedersin? Bir başka tabirle 4-1-4-1’de sadece hücum var savunma yok, hep delik deşik. Giden gelmiyor, olan da yetmiyor.
YA BU DEVEYİ GÜT YA DA GİT!
Bunun yerine sen bu ligde önce GOL YEMEMEYİ öğren ve öğret hoca, zira bu takımın ölüsü zaten her türlü gol atar. Hayır yani, benim bildiğim bir şey var, o da şu? Bir takıma bir gol belki o maçı kazandırır ama şampiyon yapmaz ama gol yenmedi mi en azından bu ligde kalır, bugünkünden daha başarılı olur. En azından geldiği günden beri 16 gol atıp 17 gol yemez, 16 gol atıp 8 gol falan yerdin ki o zaman da kaçıncı sırada olacağımızı sen düşün.
Geçiş futbolu, kaleye çekilmeyen şutlar, ölü top organizasyonları, oyun ve pas kontrolü, rakip yarı alanda baskı, hızlı hücum hızlı defans, orta saha boşlukları, olmayan kademelerden falan da söz etmiyorum ha. Hele hele her maç aynı 11 ve aynı dakikalarda aynı oyuncu değişiklerinden hiç.
Kısacası diyorum ki İlker Püren’e, ya bu deveyi dediğim gibi güdüp bu tehlikeli tablodan kurtaracaksın ki bu haftaki Boluspor maçı senin için son bir şans. Ya bu maçı alacaksın ya da bu maçtan sonra Gİ-DE-CEK-SİN ki inşallah yensek de gidersin çünkü şuan en azından play off yerine ligde kalma mücadelesi veriyorsak bunun tek sebebi sensin İlker hoca.
Sakın ama sakın bana PARASIZLIKTAN söz etme çünkü lider Kocaelispor aylardır 5 kuruş alamıyor ya da Karagümrükspor, Erzurumspor, Bandırmaspor. Para veren 2 takım var, o da Iğdırspor ile Amedspor ama onlar bile ilk 2 sırada yok. Kaldı ki hocanın kalitelisi krizden başarıyla çıkandır, senin gibi olanla yetinen veya ligde kalmayı başarı kabul eden değil.