Kaza-belâ, köy-mahalle, vesaire…

Türkiye’de 7 coğrafi bölge, 81 şehir var.

Şimdilik elbette!

“En iyi çalışan şehir yöneticisi kim?” diye bir soru sorulsa cevap şıkkı taraflılığa rağmen en az yüzde 51, Yılmaz Büyükerşen çıkar.

Üstelik…

Devlet desteği yok, hükümet kösteği çok…

Yerli-yabancı kredi muslukları sıkı sıkıya kapalı!.

Hayırlı tarafı borç batağı olmaması…

Buna rağmen verilen hizmetin en âlâsı.

Adı Eskişehir, görüntü Yenişehir!..

Böylesine bir Başkan ancak takdir edilebilir.

Daha iyisini yapamayanlar da kopya çekip, taklit edebilir.

Yoksa eninde sonunda “takke düşer kel görünür”...

Oralarda kar yağar, sefa sürülür.

Buralarda kar yağar, cefa çekilir.

Ne müdahale edilir, ne de mücadele verilir…

İki Zeki adam arasına girilip, dilek tutulur.

“Lodos çıksın, yağmur yağsın, kar erisin” diye beklenir.

Eskişehir’in ki, “Hiçbir uçak havada kalmaz” felsefesidir.

Bizimkisi “Hiçbir kar yerde kalmaz” hikâyesidir…

Nasıl olsa kendi kendine erir!

Bunun adı belediyecilik değildir.

*

Kendi oynayacakları futbol müsabakası öncesi…

Mikrofon uzatılan 100 ünlü Türk futbolcusu.

Hepsi birbirinden ünlü, milli…

Ayrıcalıklı milyoner yani!..

Soru; “Barcelona’yı izliyor musunuz?”…

Cevap doğal olarak “İzliyoruz tabi!”…

Maç başladığı anda ak’la kara çıkar ortaya...

İzlenen futboldan eser yok sahada.

Tek ortak nokta, topun yuvarlak olması!

Dolayısıyla…

En iyi futbol oynayan takım Barcelona’da…

Sabahtan akşama izlesen ne fayda…

Doğruları alıp, yapmaya niyetin olmadıktan sonra.

İlhan Cavcav konusu da ortaya çoban salata!

33 yıllık kulüp başkanı, baba futbol adamı…

Arkasında belediye yok, siyaset yok, şehir yok…

Başarısının sır’rı futboldan çok anlaması değil…

Diğer kulüp yöneticilerinin futbola Fransız olması!

Herkes takdir ediyor, taklit etmiyor.

Gıpta eden çok, kopya çeken az…

Olay, çok kolay ama…

Zora koşanlar futbola Fransız başkanlar.

Kaymağını yiyen bir Cavcav var.

Diğerleri aynaya baktığında gördükleri hep aynı yanlışlar…

Bunun adı da yöneticilik değildir.

*

Sene 2015, aylardan ara transfer.

“Aynı tas, aynı hamam” durmak yok, yola devam!

Kamplarda konferans, transferde referans borçla yapılan düğünün takı merasimi gibi…

Hoca’dan orta’ya, Kaptan’dan sol’a…

Taşın altında eli olmayan bir hoca’dan bir kol saati!

İkinci hoca’dan geleceğe yapılan 2. yatırım geldi.

Kendi hesabına tabiî ki…

Bekleyelim görelim hesabı!

Bunun adı da transfer değildir, tombala çekmektir.

*

Bu arada SİT Müsteşarı Oktay Sarı, işbaşı yaptı.

Çok özel ibareli 2 transfer haberi yazdı.

Haberler doğru çıktı, atlayanlar 2. derecede yandı!

Bizzat hoca teyit etti, yalanlayanları yalanladı.

Bir de şu yöneticilere ismen kesilen para cezaları cepten ödenecek dendi, ödenmedi.

Kulüp cezaları taraftara isnat edildi, icra’ya verildi.

Bunun adı da çifte standart değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.