06.10.2012, 14:00

Ailece Kavgadayız

Ömer Çavuşoğlu ve Aziz Üstel ve Hıncal Uluç’un başının altından çıktı her şey. Bu tip yorumculara bir de onlar gibi düşünen yöneticiler eklenince şiddet aldı başını gitti.

Hep onlar sebep oldu fanatizmin dallanıp budaklanmasına. Bayrakları delinerek yapılan yumruk şovları, fütursuzca yayınlanan boy boy tahrikkar fotoğraflar ve kullandıkları başıbozuk üslupla gençlerimizi gözümüzün içine baka baka  zehirlediler. Kötüye, kötülüğe, kavgaya ve itiş - kakışın odağına sürüklediler gençlerimizi. Şiddeti körüklediler.

Onlara açık açık git döv demeseler bile insanlarımızı modernleşme adı altında altında, başkalaştırmaya çalıştılar. Rakibi küçümseyerek hakaret ettiler. Milleti dolduruşa getirip şiddeti semptatik kılmaya çalıştılar; zaten şiddete meyilli olan gençlerimizi eninde sonunda şiddetsever yapıp çıktılar.

***

“Fenerbahçeli’si, Galatasaryılı’sı, Beşiktaşlısı maç yaparken hep onlardan öğrendi Türk takımlarının rakiplerini tutmayı” Bizim takımlarımız yabancı takımlardan gol yediğinde ya da yabancı takımlara yenildiklerinde deliler gibi sevinmeyi bunlardan sonra öğrendi.

Yenilen bir Türk takımı olmasına rağmen, bizim insanımızın; Ahmedin, Mehmedin Hüseyinin’in oluşturduğu öfke konvoyları hep bu insanların sözleriyle büyüdü cadde ve sokaklarda. Yabancılara karşı Şükrü Şaracağlu, İnönü ve Ali Sami Yen’de verdiğimiz mücadelelerden sonra başımız önde yürürken, kendi insanımızın ohları eklendi.

Tribünlerdeki vefakar cefakar seyirci ağlarken rakip takımın  seyircisi canciğer arkadaşının gözünün içine baka baka sevinmekten çekinmedi. Hatta göbek attı karşısında. Bayram yaptı. Yenilgi konvoyları yapıldı diğer takım seyircileri tarafından.

Kınalar yakıldı. Aynı bayrağın gölgesindeki yürüyen kardeşler yabancı takımların galibiyetleri karşısında sabahlara kadar süren sevinçler yaşadı. Utanılmadan… Sıkınılmadan.

***

Göğsünde Türk bayrağı armasıyla çıkan bir takımın yenilgisine üzülmemek hep onların konuşmalarından sonra moda oldu.

Millilik kavramı zedelendi. Başka ülkenin takımına yenilen Türk takımının üzüntüsüne bas bas bağırarak sevinen insanlar kitlesi hep bunların konuşmalarıyla çoğaldı. Peki hırsızın hiç mi suçu yok.

Elbette var. Ama pek de hazırmışız birbirimizi sevmemeye ve ne kadar hazırlıklıymışız kafa göz yarmaya. Hiç çekinmeden hemen kamplara bölünerek “düşmana” karşı gardımızı almakta bir sakınca görmedik. Eskiden sanki sütliman mıydı her şey.

Elbette rekabet, kavga ve dövüş vardı… Ama iki taraftar aynı statta maç seyredebiliyordu. En azından taraftarlar Futbol Federasyonları’nı ucube kararlar almak zorunda bırakmıyordu. Üç büyüklerin arasındaki maçlara deplasman seyircisi alınmaması gibi çağ dışı kararlara neden olmuyorlardı.

Evinde oynadıkları maçlarda Eski Roma gladyatörlerin önüne atılmış bir av gibi insanlık dışı bir keyif almıyorlardı rakiplerinden.

***

Bu ve bunun gibilerin yaydığı zehir tohumları insanlarımızı bu noktaya getirdi. Kim ne kadar neftet kustuysa kim ne kadar şiddet gösterdiyse bunlar ve bunun gibiler sayesinde öğrendi.

Türk sporunda yaşanan olayların, neftretin ve rakibe duyulmayan saygının kökeninde de bu tip insanların harekete geçirdiği eylemler var. Televizyonlarda  yayınlanan eski maçların havasına bir bakın. İnternette niceleri var. 1980’li 1990’lı yılların maçlarında Fenerbahçeli, Galatasaraylı Beşiktaşlılar’ın nasıl maç izlediğine bir bakın.

Küfür yine vardı, şiddet yine vardı, fakat ne şiddetin boyutu bu kadar fazlaydı, ne insanların tavırları ne de elevizyorlarda alenen zehir saçanlar vardı. Kardeşi kardeşe düşman eden spor yorumcuları yoktu.

***

Ne yazık ki gençler ayrıştırlııp nefretin tuttsağı haline getirildi. İnsanları kabullenememenin esiri haline getirildi. Yenilmeninde oyunun bir kuralı olduğu unutturulup şiddetin ana gerekçesi haline getirildi.

Aynı maçı izleyebilme tahammülü ve rakibe saygı yok edildi. Tahammülün, hoşgorünün ve sevgi - saygının bitirilişiyle yaratılan tükenmiş seyirci topluluğu ortaya çıkarıldı. Millilik sıradanlaştırıldı. Şiddet kabullenildi. Sevgisizlik alıştırıldı. Şiddetinin boyutu üç büyüklerden başlayıp Anadolu’ya yayıldı.

Anadolu takımları arasında taşlı sopalı, sonu ölümlere varan olaylar yaşandı. Üç büyüklerden gelen üstünlük gücüne bir de şiddet eklenerek saçılan zehir büyüdü, büyütüldü. Gençlerimizin genleriyle oynandı sanki.

***

Şimdi de şiddet yavaş yavaş cinsiyet değişitiriyor. Erkek hegomanyasından sıkılan “Şiddet kadınlaşıyor.” Ceza alan takımlara uygulanan seyirci yasağında erkeklere kapanan tribünler kadınlara ve çocuklara açılıyor.

Fakat yine de zaman zaman tribünlerde şiddet yaşandığı gözleniyor. Lakin kimse umursamıyor. Tehlike kulvar değiştirdi. Adeta tribünler “Yok birbirimizden farkımızı ama biz de bayan taraftarız” diyor. Bu öfkenin ve bu şiddetin önü bu gidişle kesilmeyecek.

Çok yakında bayan tarftarların da saç saça baş başa görüntülerini izlersek şaşırmayın. O zaman kimse ne suçlu ne de bir neden arasın.

İlk zamanlarda izleyenlere biraz komik gelse de bayanlar da artık sahaya giriyor. Bir nevi şiddetin kadınlar arasında da startı verildi. Onlar da erkekler gibi davranabiliyor artık. Kadının, kadınlarımızın şiddetin içine çekilmesini izin asla verilmemeli. Onlar hiçbir zaman hanım duruşlarından asla ve asla taviz vermemeli.

***

Fakat bizdeki şiddet böyle giderse kadınlarımız ve genç kızlarımızı büyük bir tehlike bekliyor. Onlarda  da her an elindeki örgü şişini bir süngü gibi kullanıp rakibesini alaşağı edebilir. Kocasından, kardeşinden, ağabeyinden veya mahaledeki dayısından ne eksiği var ki.

Nasıl ki erkekler çekinmeden kavga edebiliyorsa o da edebilir. Onaylamak mümkün değil ama o da girebilir ojesi, aynası, tavası ve örgüsünün şişiyle herhangi bir kavganın içine. Gözü karadır bizim kadınımızın.

Mutfakta hamarat kadınımız Allah ne verdiyse dalabilir aynasının ve çelik tavasının sapıyla okkalı bir kavganın içine.  O da attığını pekala vurabilir renk renk ojelerini sürdüğü minik şişelerle kafaları, şişirebilir gözü.

Kimse o zaman bu nedir, nasıl başladı demesin…Saçlarda renk renk tencere ve tavalar, yüzler gözler şiş. Parmaklar arasında kalmış permalı, takma saçlar…Sonu yok gibi. Ailecek kavgadayız.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (0)