25.09.2012, 15:58

Öz Güven Eksikliği

Sakaryaspoür ligdeki üçüncü, kendi sahasındaki ikinci maçında Çankırıspor ile 0-0 kaldı. 3.haftada son sıradan kurtulamadı.

Şöyle bir bakıyorum maçımın notlarına da, iki önemli pozisyon var. İkisi de rakip takımın geliştirdiği atak. İkisini de dışarı attılar. Sakaryaspor için söylenecek tek bir şey bulamıyorum. Tek tük geldiğimiz rakip ceza alanında eriyip gittik. Dolayısıyla pozisyon diyebileceğimiz bir an hatırlamıyorum.

Bu neden mi oldu?

Tabi ki eldeki kadro zafiyeti birinci sırayı çekiyor.

İkinci sıra ve bana göre en önemlisi, genç futbolcularımızın öz güvenlerini ve tecrübelerini halen kazanamaması ve özellikle de bazı futbolcular için söylediğimi İYİ sözcüğünden sonra onların havalara girip her geçen gün geri geri gitmeye başlaması.

Kim mi bunlar?

Tabi ki ilk sırayı Kerem çekiyor.

Orta sahada, ondan çok şey beklerken o yine bizleri mahcup etti. Takımını ileriye taşıyamadı, duvar pasları yapamadı. Kaleye ise hiç mi hiç şut çekemedi. Top sana geldi mi? Gir ikiye bire A.Kadir ile. Veya Özgür ve Çağrı ile. Bu yok. Topu taşı kenarlara, yaptır ortayı. Bu da yok.

Kerem bunu yapamaz ise, diğer gençler nasıl yapacak ki? Özgür yine çok koştu ama bu kez boş koştu. Çağrı da tek top oynamak ve defansını rahatlatmak yerine ayığında çok top tutup ezdi. Ezince de rakip takım o toplarla kalemize geldi. Her ikisi 2.yarı biraz daha toparlansa da, bu kez onlar da tıpkı Kerem gibi topu rakip yarı alanına ve özelikle de rakip ceza alanına bir türlü yıkamadık. Bunun olması için ne yapılmalı? Ya rakip takımın arkasına uzun toplar atacaksınız, ya da duvar pasları ile göbekten delmeye çalışacaksınız. Bu olmadı mı? O zaman da iki bekimizi ileriye taşıyacak şekilde onların koşu yoluna atacaksınız topu, onlar da yapacak sağlı sollu ortaları rakip ceza alanına doğru. Böyle gol pozisyonu bulacaksın. Tabi iki bekin yerini doldurmayı unutmadan…

Sadece bu mu? Değil tabi ki.

Orta sahanın solunda oynayan Bünyamin, ayağında çok top tutup kaybettirdiği gibi, soldan içeri girip kaleye şut da çekmedi, sol çizgiden orta da yapmadı. Bu yetmiyormuş gibi, geliştirdiğimiz cılız ataklarda, içeriye geçip A.Kadir’in yanında ikinci bir santrafor gibi oynama düşüncesi ise hiç olmadı. Tıpkı onun içeri girdiğinde, sol bekimiz Muhammer’i oyuna sokup ortalar yaptırmak gibi. Aynı örneği sağ taraf için de söyleyebilirim. Levent o kadar çırpındı ki sağ çizgiden gidip ortalar yapmak için, orta saha oyuncularımız onu bir türlü oyuna sokamadı. Oysa tek silahımız orası ve maalesef halen bunu değerlendiremiyoruz.

Orta sahanın sağında oynayan Hakan Çalışkan, bu maç yine kötüydü. Yine çok top kaptırdı. Yine orta yapmadı. Yine kaleye şut çekmedi. O ve diğer orta saha oyuncuları nasıl iki pas yapamaz yahu? Rakip kaleye doğru direkt gidip şut çekmeyi, gol atmayı ne zaman akıllarına getirecek futbolcularımız? Kaleyi gördüğünüzde vursanıza. Hiç olmazsa rakip ceza yayı alanı etrafında düşün, faul yaptırın. Kullanalım serbest vuruş. Bunlardan biri er ya da geç mutlak gol olur. Levent başta olmak üzere ila ki çıkar biri.

Peki sorarım size. Kaç köşe vuruşu kullandık? Bunlardan neden yararlanamadık.

Yahu artık tüm dünya ölü toplarla sonuca gidiyor, yani taç, köşe vuruşu ve faullerden, biz bunları bile beceremiyoruz.  Ne zaman akıllara gelecek bu da bu şekilde goller atacağız?

Yok, yok, yok. Ya sabır!

 

HÜSEYİN, SELİM VE ONUR DEMİR

 

Bana göre bu maçın 3 tane iyi ismi vardı.

Birincisi kalecimiz Hüseyin ki, Harun’un kırmızı kart cezalısı olması nedeniyle, maşallah ilk maçını iyi çıkardı. Aferin Hüseyin. Tebrik ediyorum seni.

İkinci sırada ise Selim ve Onur demir vardı ki, bu maçta hakikaten mükemmeldi. Hem ilk kez yan yana oynamalarına rağmen ki bana göre stoperler bulundu. Vay be Selim, 35 yaşında stoper oynamak da varmış!

6 ay sonra ilk kez son 20 dakika oyuna girmesine rağmen futbola çok susadığını hissettim. Çok arzulu, istekli ve hırslıydı. İnşallah iyi bir Gazo olarak geri döner. Çünkü ona bu takımın, onun da bu takıma çok ama çok ihtiyacı var. Onu da iyiler arasına koyabilirim ilk maç olarak ve oynadığı süre ile hırsı düşünüldüğünde.

Bu eksikleri söylerken artılar tabi ki vardı. Mesela takım halinde mücadele etmeye çalışmak, mesela yenilmemeyi istemek, mesela galibiyet almayı düşünmek gibi.

Ama şunu herkes bilsin ki, koşana değil işi biline puan veriliyor. Yani iş sadece koşmayla olsaydı o zaman takımımızdaki herkes futbolcu değil ya maratoncu ya da Usain Bolt gibi sprinterler olurdu, bir futbol takımı da bu tür futbolculardan oluşurdu. Tabi sonrası malum(!)

 

İLK 2 MAÇA GÖRE BİR ADIM KIPIRDADIK. BU DA İYİYE İŞARET!

 

Gençlik, tecrübesizlik maalesef yapmayı istediklerini yaptırmıyor. Gerçekten zaman lazım futbolcularımıza. Hem de peygamber sabrı gösterecek şekilde.

İyi düşünelim de iyi olsun. Haddimizi bilelim. Nedir bu seneki hedefimiz. Ligde kalmak. Dolayısıyla, hedefimiz de bu ligi en kötü bir şekilde, 15.sırada veya üstünde bitirmektir. Yani düşecek son iki takım olmamak.

Ama kendi sahamızdaki maçları kazanmamız gerektiğini, özelikle de ligdeki rakiplere karşı en azından yenilmememiz gerektiğini hiç kimse unutmamalı.

Bu arada, 1 puan aldık ya, Sakaryaspor teknik direktörü Murat Bölükbaşı da kellesini kurtarmış oldu. En azından 3 hafta daha. Öyle ya, “3 mağlup üst üste alırsak giderim” diye bir şart koydurmuştu Murat hoca.

Sonuçta 1 puan hiç almamaktan iyidir.

Şuan ki takımın durumunu ve gerçekleri göz önüne alıp, olaya bir de buradan bakmak lazım.

Yenilseydik daha mı iyi olurdu? Beli mi olur? Belki bu 1 puan bile Sakaryaspor’u belki ligde bırakacçak. Onun için her maç önemli. Yenemiyorsan da yenilmeyecçeksin.

Söze futbolcularla başladım, onlarla bitireyim.

Bol bol maç izleyin çocuklar bol bol. Ama iş olsun diye değil ha. Herkes her mevkideki adamının iyilerini beyninde yer tutsun, kötüleri yapmasın.

Mesela bir kaleci nasıl yer tutmalı, defansını ve takımını nasıl yönetmeli. Tıpkı stoperler gibi. Ya da sağ ve sol bekler ne zaman ne yapmalı? Nasıl kademeye girilir? Bir top rakip yarı alana sokulur? Ne zaman nerde durulur? Ve tabi ki son vuruşlar ki işte buna herkes iyi baksın. Çünkü her futbolcumuzun buna çok mu çok ihtiyacı var…

 

 

 

 

Yorumlar (0)